aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2012 Salı

cumartesi ayasofya'da zamanı durduralım....

       Cumadan niyet ettik cumartesi acıkın gezelim diye geçtğmiz haftayı bendeniz sabah ezanlarında yataraktan noktaladım işimn köşe işlerini bitirdim kenar bordüre geçiyorum inş.azcık gezme acıkın ödül misali yani,annemlere gittik cuma günü  ,güneşli idi hava ,gül hanımın dedesi salıncak almış sallandı da kıkırdadı bize uyudu  sonra keyfi keyf keratanın ,sonrada biz oğlumla sallandık birden hava karardı yağmur başladı çardakta da kahve yağmur keyfi yaptık ama çok yağdı havada soğudu birden dedim içimden mafiş biz yarın gezemeyiz aman olsun hayırlısı dedim.
       eşim geldi oda aynı fikirde  ,genelde aynı fikirdeyizdir ama genel olmayan diğer kısımda ise tamamen zıtıızdır:)sabah kalktık hava süper  hazırlandık çıktık ,hedefimiz küçük ayasofya camii,ilk durak topkapı metro durağı ,biz toparlan çık öğle olmuştu ee ihtiyaç  molasıda oldu gül hanım arabasında sıkılmış acık kadınlar mahfilinde yuvarlandı  , teyzelerden ninelerden dua aldı,



 ve  beyazıta geçtik..


 bazı  almak stediğim şeyler vardı ama bulamadık  gezdk, sahaflara uğradık kitap ,yazı,kamışlar,mürekkepler ,maktalar ,tezhipler,minyatürler :))))tam benim ortam yani...zar zor çıktım dışarı  ,dört kişlik aile olduk ben kızı alıyorum eşim oğlumuzu gruplaşma yapıyoruz gezmede .:)
 biblosu bile zarif semazenlerin ilahi aşk ile dönen semazenler.



 benim ,ablamınive kardeşimin elindeki kitapları bitirdikten sonra alınacak üç kitap diyorum:)

 sanıyorum seyahat için çook küçük ebatta yapılmış küçük ev aletleri vardı bu dükkanda oyuncak gibi çok şirin:)insanın bavul hazırlayası geliyo haha:)

 ordan yine geze geze gümüşçüler, antikacılar ,insan seline bıraktık kendimizi ve derken sultanahmet meydanına geldik eski hamam yerinde Başkortostan'ın Sabantuyu Bayramı kutlamaları vardı. yöresel kıyafetler iki milletin halk oyunları,başkonsolos ve kültür bakanı vardı çok kalmadan ayrıldık biz.

 veznecilerden saraya  ,ordan eminönüne benim mekanımdır buralar çalıştığım zamanki güzelgahım  malumunuz eski eser onarımcısıyım .:)

 heryerde yavru kedi anne kedi buluruz biz...Oğlum sağ olsun kendimi kedi anası ilan edicem ..
  tıngır mıngır yürüyerek kimi oğlum kuş kovaladı ,ağaçlara tırmandı ,çayevinin bahçesindeki renkli  lambaları yanına almak istedi ,babasının omzuna çıktı, öylece sultanahmedden cankurtaran yönünde aşağı indik sağ doğru başınızı çevirince atyolunun dışarda kalan bir bölümünü görürsünüz önünde otopark var aklıma 10 sene öncesi geldi okul stajı için cankurtarandaki eski fransız hapisanesine giderken yine böyle baktığımda daha bi yıkıktı burası tamir görmüş şimdilerde ,küçük ayasofyada onarım gördü çevresi de güzelleşti canlandı ahşap yapılar restore ediliyor.
 .Bir turistik büronun penceresindeki bu afişte bana geçmişi hatırlattı böyle yap bozum vardı ilkokul zamanlarında o zamanda  da bana muhteşem gelirdi eski medeniyetler, tarihi eserler, bide bunun her ilin meşhur olan ürünü olanndan vardı ,onunlada çok şey öğrendim ,gene bulmak lazım oğlum pek sever yapbozu:)

  2.durak küçük ayasofya oğlum babası le abdeste ben gül  ile camiye ,stajda namazımızı burda kılıyorduk tiren geçerken bayada sallanıyordu cami ama şimd hiç hissedilmiyor  restorasyonunda da gelmiştm kubbesi tamamen kaldırılıp tekrar onarıldı ciddi bir yıkılma sürecine girmişt tekrar namaz kılmak çok güzel küçük ayasofyada .Bu arada küçük ayasofya sultanahmette ceddim darılmasın ama sarayıda içine katarak en sevdiğim yerdir ,herhalde karakterimden olacak kalabalıklar çinde hhiiiiiç rahatsız olmamsamda  ve hatta çokta iyi uyum sağlasamda ben denz sakin yalnız ,ikili yahut küçük grupları daha çok severim sarayında bulunduğu bu tepenin heryerini çok sevsemde küçükayasofya  ,sultanahmedin o kalabalık  ziyaretçi akınına hiçte  uzak bir mekan değilken dahi çok sakindir
  bana zamandan sıyrılmış kendi yaşantımı dondurup bir an öylece kalıp sanki başka bir aleme gelmişim hissi verir ,buna yakın hisleri tezhib yaparken   ve birde evimden çok uzağa seyahate giderken hissederim kalp atışını gösteren ve sonlandığı zaman ,o meşhur cihazdan gelen dııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııt sesi vardır ya iş te tam o evrede'' geçmiş ,gelecek ve o an ''benimledir.nekadar tabir edebildim bilemiyorum ama o durdurulmuş an mutlak huzurun kapısını ya açar ya açamaz düşüncesindeyim ,
üç zaman dilimi için doğru yaşamışlık huzuru ,yaşamamışlık ise hüsranı getirecektik,




Nişanlandığımız zaman ben cumartesi günü benim tezhib, eşiminde işi ile ilgli kursu olduğundan yine sultanahmedde olurduk gezmeye fırsatımız çok olmazdı ama brbirmizi sevdiğimiz mekanlara götürürdük burasıda benim eşmi getirdiğim yerdi  ona şöyle demişim bi gün canım çok sıkılırsa ,üzgün olursam beni buraya getir.Geçmiş gelecek ve o an  noktasında ben muhakkak rahatlarım.:)




   herhangi bir sıkıntım yok şükür bu sefer nostalji yapmaya geldik.Bu arada Küçükayasofya dönem şartları ayasofya yapılmadan önce böyle büyük bir yapı yapılmadan önce nasıl olacagı görülsün diye yapılıyor ve küçüğünü gören kralın izni ile büyüğüne başlanıyor mimari bir gelenek bu aynı zamanda ..
  Avluya bakan kubbelerden her birinde el sanatlerı tezhip ,hat,minyatür  icra ediliyor ney dersleri  bile var bir de çay ocağı var kışında tentelerle örtülüyor kış ,yaz ziyarete uygun ,bahçedede ördekler geziniyor hanımelleri güller artık daha tarife gerek yok  :)
      müzeheb bir meslektaşımla tanıştım çok tatlı bir insandı işin edebine müthş ölçüde sahip ,cok zarif bir bayandı kendisine burdanda rabbim hayılısı ile emeklerinin karşılığını ziyadesi ile versin diyorum amin.



  Küçüğü bile şahsımanevis ile böyle etkileyici iken büyüğünde neler inkişaf olunur kimbilir.
Nişanlı iken burda elma çayı içiyorduk ben  bu aralar kahve tiryakiliğine geçmeye başladığımdan kahve içtik fincanlarda bir manalıki  şimdi düşünüyorumda bu kısmı sanırım eşim ayarladı burda çini desenli fincenlar verilirdi ,fincanlarıda seçti sanırım:))  veee ikindi ezanıı olmuş bile.
haha masamız bile mekanın antikalığına uyum sağlamış.

 İsmi küçük manevi şahsı ulu küçükayasofyamıza selam verip tekrar kalktık gelirkende dönerkende sahile inen yolda çok trafik vardı sultanahmedin bazı yerleride tırafiğe kapanmış herhalde bundan olacak .
     Oğluşumda bizimle beraber gayet akıllı  uslu gezdi tekrar meydana çıkarken artık ne zaman okyanusu görücem diye başladı konuşmaya,bizde şimdi oraya gidiyoruz çocuğum dedik insan seline önce bi takıldık ama büyük ayasofyanın önünden ara sokağa girdik valilik yanından kitapevine uğradık büyüteç aldım oğlum pepe kitabı gördü aldı eşim benle oğlum arasında  koştururken 2. babaların babası ödülünü almak için olucak büyük çaba gösteryordu:)
         sirkeciye inerken alışıla gelmiş tabir ''kara göründüüüüüüü'' biz biraz alışıla gelmişin dışında olacağızki oğlum ''okyanus göründüüü'' dedi ,bişeyler yiyip iskelelere indik vapura binelim diye tutturmadı sağ ılsun balıkçıların sağında solunda merakla koşturdu denizi seyretti bir ara biriinin oltasına takıldı,ayakkabısı korkuluklardan aşağı düştü (o nasıl oldu ise)  :))bir turist genç atladı kenardan biz şaşırma faslını henüz noktalayamamıştıkki ayakabımıza yeniden kavuştuk :)
  çok geçmeden gülümüz  abisinin zevkini baltalıyaraktan 3. molası için isyan bayrağını çekti tranvaya koştur gittik ve yine topkapıda 3. uzun molamızı verdik akşam ezanı ile ...
      evimizin yolunu tutarken gülümüz 3. uykusuna daldı üstanbul siyahlarını giydi ve ben objektifden bakarken bugün  panorama istanbuluda hallederiz diye düşündüğümü ama tamamen unuttuğumu farkettim ve yine hemen zeytinburnu hedefli geziimizde senide görürüz panorama  diyorum:)))
                                                                              sevgiler
                                                                                              sahranın gece günlüğü

25 Nisan 2012 Çarşamba

Oğlumun gözünden istanbul....

cumartesi bildiğiniz gibi eminönüne mecburi ihtiyaçlarımı tamamlamak üzere gitmiştik .Koşturmaca içerisinde aldık alacaklarımızı,Bide james bond filminin çekimleri vardı girilmiyordu ara sokaklara .Paar yeri sahne si çekiceklermiş.( söylemeden edemicem, bir ton plastik kap kacak asıyorlardı  artık bir milyoncu memleketiyiz onu mu göstercekler bilmem:))Tamda dükkanların kapandığı saate denk geldik saat yediye geliyordu .Yeni camide uzuun bir mola verdik. daha önce dediğim gibi akraba ziyaretine gitcez eşimde fotoğraf makinesini oğlumuza verdi.Bir çocuğun gözünden istanbul;



    anne şehire gidelim kocaman kule yanındada küçük küçük evler olan yere gidelim diyordu resmi çekince ne kast ettiğini anladık:))







kuş yuvalarını biz hiç farketmemiştik:)


deniz .gökyüzü,doğa ,hayvanlar oğlumun ilgi alanlarından geçen seneye kadar deniz diyemiyordu gemi suyuna gidelim anneeee:))


ve yine kedi yavrusu buldu cami molamız neden uzun sürdü anlamışsınızdır:)
                                                                                                         sevgiler....

14 Nisan 2012 Cumartesi

canlarım...

Nur toplarımla bir günü daha noktaladık.Yirmid dört saat yetmiyor bana artık.Oğluşumla aktivitelerimiz hep yarım kalıyor .Kendi yapmak istedigim şeylerede ,toplayıp zihnimi veremiyorum .Evimi bir dengede götürmek çocuklarla ilgilenmek ihtiyaçları ,birazda oyuna zaman  yetiyor ancak.Bir ona bir ona koşuyorum,eskisi gibi her an herşeye hazır nazır anne olamıyorum.Sırasını beklemek zorunda  kalıyorlar.Bazende hak mı geiyo ne:)Oğluşumda güzelce okuluna başlarsa sanırım ikisi ile de daha kaliteli vakit geçirecegim.
      İki çocukla daha fazla ev hayatına geçiş yaptık hazırlıklıydım,zaten ben deniz evini çok seven ev kuşlarındanım.Gezmeyide severim ama sevdiğim yerlere gitmeyi ,sohbetini sevdiğim insanlarla vakit geçirmeyi severim.Herşey kararında olcak insanın  hayatında ,bizim skalamız biraz evden yana kaydı bu gerçek dengeli sözcğne örnek değilim bu aralar.Hele eşimle beraber hatta oğlumuz olduktan sonra da yaptıgımız İstanbul kazan biz kepçe gezilerimize daha oldukça uzağız gibi görünüyor.Tek hedefli geziler yapıcağız artık ,şuraya denicek mesela ona göre plan program hazırlık.Ordanda geri dönüş:)Aynı gün birkaç yer gezmek olanaksız zaten.
     Zevk için yaptığımız şeyleri kendimizede zehir etmeden yapmak istiyorum.Zaten anne olarak herşeye katlanmaya programlanıyorsunuz birden normalde canını sıkacaksa bile yok önceliklerinniz değişmiş oluyor.Ama çocuğunuzun canı sıkılıyorsa yada onun için birşey sorun oluyosa bir beyin fırtınası yapıyorsunuz.Ne yapabilirim nasıl çözebilirim.Kimisini halledebiliyorsunuz ,bazısını zaman çözyor.Ama çaresiz kalmak her hangi bir nedenle çaresiz yada çocuğunuzun bir sorununa cevap veremiyosanız.Tahayyül edilmez hayal kırıklığı oluyor .Yetersiz hissetmek kadar elzemi yok diyorum.Hiç bir anne baba yaşamasın inşallah diyorum .Çocuğunuzun sağlığı ile hele imtihan olmak çok zor kıyısından dönmüşlğümüz var böyle bir imtihanın hemde şu gün bakıyorum da  ne dertler varki yanında hiç kalırdı bizimki.
   O kadarına dahi dayanıksızmışım.
      Nerden nereye geldi yazım .Ama ihtiyacım varmış yada ihtiyaç varmış demekki diye düşnürüm böyle zamanlarda.Herşey bizim için ,insanoğlu için ,yaşarken çoooooooook zorunuza gitsede zaman gibi bir melhem varki bazen neler katmış diyorsunuz bu durum bana neler neler öğretmiş.Hiçte o zaman ki insan değilim diyorsunuz artık.Zaten anne baba olarak ta gücünüz bir yere kadar vazifenizi yapıp beklemek kalıyor geriye.çok zorda olsa kucaklamak gerekiyor imtihanı zorluğu.
         MADDİ MANEVİ ZORLUKLARIN DAHİ HİKMETLERİ VAR KIZIM demişti babam.Sen derdine sahip çık elinden geleni yap.
      Öyle yapabildik mi bilmiyorum ama hakkikaten uğraştım kendimle çok.şifa da bulduk sonrasında.Tüm dertli anne babalara acil şialar tez zamanda  feraha çıkmalarını diliyorum.

Hoştur bana senden gelen,

Ya gonca gül,yahut diken.

Ya hayattır,yahut kefen.

Nârın da hoş,nurun da hoş.

Kahrın da hoş,lütfun da hoş
..

         diyebiliriz inşallah.
       
     

8 Nisan 2012 Pazar

ah pazarrrrrrr...

Kim demiş pazar tatil günü diye?
Annelik zor.Özveri, emek ,heyecan,stres,sorumluluk.Ama mutluluk mutluluk mutluluk.Ne diyeceklerim anlatır anneliği,nede demek istediklerim.Tarifi pek mümkün değil yani.Dileyen herkes yaşar inşallah diyorum.Ama maraton seveceksiniz bir kere.Aynı anda iki üç iş yapıp,üç beş şey düşünüp,komplex planlar yapacaksınız.bazen çocuk ,bazen yetişkin,bazense etkisiz eleman olacaksınız.Nerede dur diyeceksiniz nerede yürü yavrum diyeceksiniz çok mühim.büyüdükçe de sorular sorular sorular artacak.Cevaplar dahi ölçülü olacak.Bıkmak usanmak nedir bilmeyeceksiniz.İhtiyaçları önceden tahmin edeceksiniz tam bir organizatör olacaksınız.Böyle uzayıp gidecek liste.Tamamen karşılıksız bu özveri neredeyse hücrelerimize kazınmış olacak ki,o iki kocaman göz size her baktığında tekrar enerjiniz yerine gelecek.Her yeni güne daha bir enerjiyle başlayacaksınız.
  pazarrrrrrr günleriniz dahil:))Eskiden yani 5 yıl öncesine kadar :)Pazar günü diye bir kavram vardı benim için kendisine pazarrrr diyordum ki sadece ben merkezli bir gündü.Şimdi yedi yirmidört mesaimde pazar günlerim dahil 23:00 suları itibari ile oturmuş bulunmaktayım.Ma aile geçirdigimiz güzel bir gündü çok şükür çocuklarımızla vakit geçirdik, gezdik ,sohbet ettik,yanımızdaki iki tatlı yetmiyormuş gibi biraz daha tatlılandık.:)




Tabi her annenin tahmin edecegi günlük ev düzeninden çocuk bakımına bir ton iş.Bunları kendinize eziyet haline de getirebilrsiniz eylence haline de.Oğlumda uyguladığım yöntemi kızımda da kullanıyorum ben, herhangi bir iş yapıyorken oda ,ana kucağı denen koltuğu ile yanımda duruyor kimi şarkı ,kimi sohbet ,bulaşık eldivenleri ile oyun yapmaktan,dolap düzeltirken havlularla cikkalar yaparak uyanık kaldığı saatlerde de idare ediyoruz.Arada küçük ağabimizde  oyunlara dahil oluyor ve dolabınızı normalin  iki katı bir zamanda topluyorsunuzzzzz:)
Tüm gününüz dolu dolu geçse de nasıl bir yaradılıştır ki bu kadınlık ben dahi kendimi çözebilmiş değilim ,yinede kişisel tatmini açısından diğer uğraşlarına da devam etmek istiyor insan ,hele ki üretken bir yapınız varsa.İçinizde bir yerde hep uğraşıyor sizinle.Zor geçen hamileliğim sebebiyle,şimdi ise çocuklarımdan biri beş biri 4 aylık olduğundan kişisel uğraşlarımı zorunlu olarak azalttım.Tezhib te hamlaşmamak adına kendimi zorlayarak iki sipariş aldım.inşallah vaktinde bitiririm.Burada da tezhib işlerimi,dikiş çalışmalarımı,oğlumla yaptığımız el işi oyunlarını paylaşacağım inşallah.
hahaha  yazmak dahi iyi geldi azmim arttı birden:)
 ne yapalım pazarrr 'ım dahi yok ama gecelerim var değilmi ''gece günlüğü''!!!


oglum pazar gecesi kapanışını yaparken.
ben:aaa oglum bu ne?(kendisi bir üstteki bardak rafını boşaltmış iken)
oğluşum:anne görmyormusun bu benim bal petegim.
ben:mmm ee şimdi nolcak bunlar
oğlum:şimdi hepsini içebilirsin,işim bitti.
ben::)))

6 Nisan 2012 Cuma

Bahar geldi,geliyor,aaaa yaz gelmiş:)

Evet iş güç ,aşılar ,iki çocuk, ona yetiş,buna yetiş,derken yok olmayacak açık hava lazım, hafta sonları bize ilaç gibi gelen anneanne ziyaretini cuma öğleden sonra ya aldık. Annemin evinin bahçesine adeta attık kendimizi.oğlan anneleri bilirler ve hatta tam destek vereceklerinden eminim dört duvar apartman hayatı hele ki bir erkek çocuğunuz varsa eziyet olabiliyor.Evinizin sevin veya sevmeyin hele ki çocuklardaki tırmanma hoplayıp zıplama isteği ev ne kadar geniş olursa olsun asla doğal bir ortamın yerini tutmıyor.Evde enerjisi tükenmeyen teşhisi neredeyse kesinleşmiş olan hiper aktif oğlum anneanne bahçesinde biraz rahatlıyor.Çok sevdiği kendine ayit saydığı incir agacı en iyi arkadaşlarından:)gökyüzünün güzelliğinden ,kuşlardan bahsediyor, hayaller kuruyor oraya bir ev yapsak orada yaşarmış hiçte bir yere gitmezmiş.kendisine yemek servisi bile yapıyoruz.Eline geçirdiği sepetle kimi kozalak kimi çiçek topluyor salıncaklar tavşan derken akşam oluyor evde televizyon yada bazen bilgisayarla az nefes aldığımız halde bahçede tenezzül edip içeri girmiyor bana sorsanız apartmanın temizliğinden rahatlığından çok memnun idim bahçeli ev mi aaaa asla derdim temizliği zor, işi çok, hele ki duplex hiç istemem diyordum.Ama beğeniler dahi şartlarla paralel imiş .İki çocuk annesi olarak anladım ki apartman insani bir şey  değil. Şehirdeki tozdan kirden hasta olursunuz ama bahçenin.doğanın tozu dahi yarar ,Gülmeyin ciddiyim.Çocuklar için apartman hapishane, hayal güçlerini örseleyen anneyle çocuğun arasını açan bir yer. Dur yapma etme, kırılacak, düşeceksin derken off ne çok konuştum kendimden yoruldum diyorum bazen.Hele çevremden aa çok genişsiniz siz çocuklara çok müsamaha gösterirsiniz diyorlar ki eyer böyle ise geniş olamayan ailelerin çocukları ne alemde düşünmek istemiyorum.sonra baktım evdeki eşyalar da çocuklu aileye  uygun değil hele ki bir orta sehpayı dahi çocuk kendine nasıl tehlikeli bir hale çevirebiliyor zamanla ögreniyorsunuz..Marsu pilami izlediyse eğer durum daha vahim vitrin vitrin değil ağaç oluyor . Hadi bakalım al bir tehlike daha, aman başlarım süsüne püsüne çocuğumdan değerli mi diyorum onunla da kalmıyor ki daha neler neler demek ki şu dört duvara sığmıyor o nur yüzlü yavrularımız hadi benimki normalden biraz fazla ama komşularıma bakıyorum hele ki oğlan anneleri ah oğlan anneleri hapis hapishane kesin şu  apartmanlar .Şikayet etmek için yazmadım bu yazıyı aslında  yada şehirleşmeye bir reddiye de benden olsun diye değil, toprak diyesim geldi doğrusu toprak insanın kötü enerjisini alırmış yalan değil işte kanıtı uyku bozukluğun mu var iştahın mı kötü, için mi sıkılıyor ,duvarlar üstüne mi geliyor hangimizin doğ  al bir ortamda temiz hava yanında da bir çay olunca , keyfi yerine gelmiyor .Kendinden pay biç demiş atalarımız nasıl bu çocuklar daralmasın sıkılmasın sinir hastası olmasın. Yakın bir tanıdığımın çocuğu saç kıran olmuş çocuğa stressiz ortam lazım demiş doktor daha 4 yaşında çocuk ,bir başka tanıdığımız çocukta sinirsel davranışlar iletişim bozukluğu 10 yaşında .vs. vs. ya şu mahalle hayatı çocukların bahçelerde kir pas boğuşarak haşeratlık yaparak gezdiği günler sağlıklıymış madden ve maanen.  Parka gidiyoruz yavrum 4.5 yaşında bir oğlan çocuğu yere dahi oturmadan kum oynamaya çalışıyor ,malum geniş olarak adlandırılıyoruz biz kumlar artık baştan aşağı süzülüyor diğer yavru ise krizlerde üzerime kum geldi anne eve gidelim.Ah ne takıntılar var daha ben mi görüyorum sadece bunları ?bu yüzden insani değil bu apartmanlar 2 katlı en fazla eski tabirle düz ayak olacak ev dediğin  bir ayağın toprağa değecek yoksa insanlıktan çıkıyor insan manevi sağlığı bozuluyor.ee daha insanlığını, kendini yeni öğrenen bu yavrular ne olacak. Benim çocukluğum dört yanı bahçeli evde geçti senin ki öyle onunki şöyle,ya yeni nesil bu yavrular? ah sorumluluk ah vicdan evladım olmasa acaba bunları fark edermiydim yada bu kadar önemsermiydim acaba. toprak lazım insana letaifini istiyor insan, toprak ,su  .....olmadığında kendinden çıkıyor kabuğuna sığmıyor insan.